
Yıllardır sağlık turizmi sektörünün içindeyim.
Bu süreçte yüzlerce doktorla, klinikle, hastaneyle ve sağlık turizmi firmasıyla tanıştım.
Toplantılar yaptım.
Eğitimler verdim.
Danışmanlıklar yaptım.
Farklı ülkelerde fuarlara katıldım.
Yurt dışında ofisler kurdum.
Yeni projeler geliştirdim.
Ve bu yolculuk boyunca bazı soruları o kadar sık duydum ki, bir gün oturup not almaya başladım.
Çünkü insanlar farklı cümleler kuruyordu ama aslında aynı şeyi soruyorlardı.
İşte en sık duyduğum sorulardan bazıları:
Açıkçası bu soruların bazılarını anlıyorum.
Çünkü dışarıdan bakınca gerçekten haklı görünebilirler.
Aynı hataları yapan insanlar.
Yıllardır aynı yerde duran kurumlar.
Sürekli bilgi isteyen ama harekete geçmeyen yöneticiler.
Büyümek istediğini söyleyen ama değişmek istemeyen markalar.
Bütün bunlar gerçek.
Ama galiba insanların kaçırdığı nokta şu:
Ben hiçbir zaman insanların bugün ne durumda olduğuna çok fazla odaklanmıyorum.
Ben pazarın nereye gittiğine bakıyorum.
Bir doktorun bugün sağlık turizmi yapıp yapmaması benim için en önemli konu değil.
Bir kliniğin bugün kaç uluslararası hasta aldığı da değil.
Bir kurumun bugün ne kadar hazır olduğu da değil.
Ben hedef pazarlara bakıyorum.
İngiltere’ye bakıyorum.
Almanya’ya bakıyorum.
Avrupa’ya bakıyorum.
Amerika’ya bakıyorum.
Ve kendime tek bir soru soruyorum:
Bu ihtiyaç azalıyor mu?
Yoksa büyüyor mu?
Gördüğüm cevap oldukça net.
İhtiyaç azalmak bir yana, her geçen yıl daha da büyüyor.
İnsanlar daha hızlı sağlık hizmeti almak istiyor.
Bekleme sürelerinden kaçmak istiyor.
Daha erişilebilir tedavilere ulaşmak istiyor.
Daha kaliteli hasta deneyimi yaşamak istiyor.
Tedavi sonrası yalnız kalmak istemiyor.
Kendini güvende hissetmek istiyor.
Bu ihtiyaçların hiçbiri ortadan kalkmıyor.
Tam tersine büyüyor.
Bu yüzden sağlık turizmi büyümeye devam ediyor.
Pasta büyüyor.
Pazar büyüyor.
Fırsatlar büyüyor.
Bu noktada insanların neyi hak ettiğine odaklanmıyorum.
Kimin neden başlayamadığıyla ilgilenmiyorum.
Kimin neden ertelediğini analiz etmiyorum.
Kimin neden cesaret edemediğini de.
Çünkü bunlar pazarın gerçeklerini değiştirmiyor.
Birileri hazır değil diye ihtiyaç ortadan kalkmıyor.
Birileri harekete geçmiyor diye fırsatlar yok olmuyor.
Birileri başaramıyor diye pazar küçülmüyor.
Gerçekler olduğu yerde durmaya devam ediyor.
Aslında yıllar içerisinde bir şey daha öğrendim.
Benim işim herkesi ikna etmek değil.
Herkese sağlık turizmini anlatmak değil.
Herkesi yurt dışına açmak da değil.
Bir dönem bunu yapmaya çalıştım.
Daha çok anlatırsam anlaşılır sanıyordum.
Daha çok örnek verirsem ikna olurlar sanıyordum.
Daha çok veri gösterirsem harekete geçerler sanıyordum.
Yanılmışım.
Çünkü insanlar hazır olmadıkları bir şeyi anlamak istemiyor.
Hazır olmadıkları bir değişime yatırım yapmak istemiyor.
Hazır olmadıkları bir geleceği görmek istemiyor.
Belki de bu yüzden Londra’ya konumlandım.
Çünkü artık enerjimi anlamak istemeyenlere harcamak yerine, gerçekten bir şey yapmak isteyenlerle çalışmayı tercih ediyorum.
Bugün Londra’da olmamın en büyük avantajlarından biri de bu.
Artık sadece Türkiye’den gelen talepleri değerlendirmiyorum.
İtalya’dan…
Meksika’dan…
Amerika’dan…
Arnavutluk’tan…
Hırvatistan’dan…
Polonya’dan…
ve daha birçok ülkeden danışanlarım var..
Ortak noktaları ise milliyetleri değil.
Gerçekten bir şey yapmak istemeleri.
Benim için önemli olan da bu.
Bir doktorun hangi ülkede olduğu değil.
Bir kliniğin kaç şubesi olduğu değil.
Bir markanın bugün ne kadar büyük olduğu da değil.
Önemli olan harekete geçmeye karar vermiş olması.
Çünkü doğru insanlarla konuştuğunuzda aynı şeyleri kırk kez anlatmanız gerekmez.
Geleceği anlatmanız yeterlidir.
Onlar zaten yürümeye başlar.
Bu yüzden bugün zamanımın büyük kısmını ikna etmeye değil, birlikte üretmeye ayırıyorum.
Birlikte sistem kurmaya.
Birlikte büyümeye.
Birlikte yeni pazarlara açılmaya.
Birlikte yeni fırsatlar oluşturmaya.
Belki de bana en çok sorulan sorunun cevabı tam olarak burada.
Ben herkesle uğraşmıyorum.
Gerçekten yapmak isteyenlerle yürüyorum.
Çünkü birileri harekete geçmiyor diye ihtiyaç ortadan kalkmıyor.
Birileri başaramıyor diye fırsatlar yok olmuyor.
Birileri hak etmiyor diye pazar küçülmüyor.
Gerçekler değişmiyor.
Sağlık turizmi büyümeye devam ediyor.
Uluslararası hasta hareketliliği büyümeye devam ediyor.
Güven ihtiyacı büyümeye devam ediyor.
Ve bu büyümenin içinde yer almak isteyen insanlar her zaman olacak.
Ben de onlarla yürümeye devam edeceğim.
Emre Beşkardeş